artistik ve ahlâki değerlere asırlar boyu bir türlü erişemedikleri için bunlar uğruna bir ömür harcamayı enayilik olarak gören ve güzelliği üretmek yerine onu para, şiddet ya da kurnazlıkla elde etmeyi fazilet sayan insanların ülkesindeki okullarda, en az rağbet gören ve pek ciddiye alınmayan bir ders de resimdi.
efrasiyâbın hikâyeleri
gurayyilmaz:

gerizekalı. asşlajkdşlkdasncxznmcvlorqwe

gurayyilmaz:

gerizekalı. asşlajkdşlkdasncxznmcvlorqwe

an’ lar yaşamak için, an’ lar planlıyoruz; sonra belleklerimize kazıdığımız an’ ları hatırlıyoruz..öylesine an’ lardan ibaretiz ki, hayal ettiklerimiz / anlam yüklediklerimiz hep küçücük zamanlara bağlı. o küçük zamanları paylaşabildiğimiz insanlar arıyoruz / yahut ‘yalnız’ olmayı tercih ediyoruz.

yalnızlık.(herhangi) ‘biri’nin gözlerine bakarken de paylaşabildiğin bi’ durumdur belki de.

”’olduğum gibi kim görebilir beni?
ne rengim var benim ne nişanım,
benim de bildiğim sırlar var diyeceksin ama,
hem o sırlarım ben,
hem o sırları saklayanım.

bu gönül ne vakit durulacak, bilmem.
ama şu anda hiç kımıldamadan duran da benim,
yürüyüp giden de ben.

ben bir denizim,
kendi varlığı içinde taşan,
uçsuz bucaksız,
alabildiğine geniş,
kıyısız , hür bir deniz.

iki dünyada da yok oldu gitti bende,
artık ne bu dünyadan sorsunlar beni,
ne o dünyadan.

sen bizim tıpkımızsın, dedim, ey can!
“amma yaptın,” dedi,
“o da ne demek?”
“şu gördüklerin hep ben’im”
yoksa , dedim sen “o” musun ?
“hey kendine gel, sus !” dedi,
“benim ne olduğum dile gelmez.”
öyleyse, dedim, işte sana dilsiz, dudaksız konuşan biri,
yoklukta ayaksız yürümedeyim, gökteki ay gibi,
işte sana elsiz ayaksız durmadan koşan biri.
“böyle koşup durmak, dedi bir ses, senin nene gerek ”
“bak bana , apaçık ortadayım da gene gizliyim.”
“sen beni gör asıl, beni!”

eşi bulunmaz bir gizli maden olmuşum;
eşi bulunmaz bir deniz olmuşum ben,
tebriz’li şemsi gördüm göreli..”’

‘devim’

devinmek..belki de herseyin temeli / baslangic noktasi olan eylem, hep olan / hep olacak olan.hangi simdi, bi’ baska simdi’ ye uymus ki nefes alip verirken biz? minicik an’ lar degistiriyor koca hayatlarimizi; evet deviniyoruz, degisiyoruz, dönüsüyoruz.kendimize alisamadan yeni bi’ benlige yol aliyoruz.bundandir, ‘herseyin olurlugu’, bundandir her an’ a adaptasyon gerekliligi.kendimize ragmen degil, kendimizle beraber bulunmak devinim(ler)in icinde, ‘yasamak’ eylemini yasamak doyana kadar; ruhumuzu doyurana kadar..


Emma Peel: Bir antikacıdan aldım bu pembe lamba başlığını. Anneannemden kalma perdelere uyumlu bir şey arıyordum kaç zamandır. Öyle sevindim ki bulunca, ne kadar güzel değil mi?

Karşıdaki Adam: Mutlu olmak için beyhude çabalar bunlar.

Emma Peel: Hep kontrollüsün, hep diğer insanlar ne der kaygısı taşıyorsun… İçinden geldiği gibi yaşayamaz mısın sen? Rahatla biraz. Yoksa sana da mı bir şapka alsak?


(yekta kopan’ dan alıntıdır.)

Emma Peel: Bir antikacıdan aldım bu pembe lamba başlığını. Anneannemden kalma perdelere uyumlu bir şey arıyordum kaç zamandır. Öyle sevindim ki bulunca, ne kadar güzel değil mi?
Karşıdaki Adam: Mutlu olmak için beyhude çabalar bunlar.
Emma Peel: Hep kontrollüsün, hep diğer insanlar ne der kaygısı taşıyorsun… İçinden geldiği gibi yaşayamaz mısın sen? Rahatla biraz. Yoksa sana da mı bir şapka alsak?
(yekta kopan’ dan alıntıdır.)

vakit var daha..

”biz kırıldık, daha da kırılırız
ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
hırsız da bilmiyor çaldığını
biz yeni bir hayatın acemileriyiz
bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor
şiirimiz, aşkımız yeniden,
son kötü günleri yaşıyoruz belki
ilk güzel günleri de yaşarız belki
kekre bir şey var bu havada
geçmişle gelecek arasında
acıyla sevinç arasında
öfkeyle bağış arasında”

cs./

“en büyük özveriler benden çıkar. yine de bencil buluyorum kendimi. bencil değil de, egemenlik tutkusu içindeyim galiba. hep müritlerin yanında rahat etmişim. tembelim. kuşkucuyum. her işi son güne bırakıyorum. ilk barışma girişimi benden gelmez. daha büyük bir kusurum: bunların bir bölümüne erdemmiş gibi sarılıyorum. fazla gevezeyim. büyük toplantılarda hiç konuşmadığım halde, küçük toplantılarda kimseye laf bırakmıyorum. bir de şey, yüzüm tutmaz, güç durumda kalırım sonradan. beğendiğim yanlarım da var elbet. bunlardan birini söyleyeyim: benim için en korkunç şey birini küçük düşürmektir.zamanında yapamadığım bir şeyi, bir daha hiç yapamam -çok istesem de- işin tuhafı, bu hep yakınlarıma karşı oluyor. ne bu? sorumsuzluk mu? birikmiş utancın varlıkta açtığı yüzkızarması uçurumları. bende böyle. düşünüyorum da bu duygu çok zaman ağır basmış benim gidişatımda. kırık bir yanım var. hiçbir cüretim onu düzeltemez.”

cemal süreya.